Türk - Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi

I.DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİNDE RUSYA`NIN DOĞU ANADOLU`DAKİ ERMENİ SİYASETİ

I.DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİNDE RUSYA`NIN DOĞU ANADOLU`DAKİ ERMENİ SİYASETİ

Uzm. Mevlüt YÜKSEL

I. Petro döneminden itibaren Boğazlar ve İstanbul’u elde ederek Akdeniz’e çıkmayı milli bir siyaset olarak benimseyen Rusya, bu amaçla hudutsuz bir gayret ve faaliyet göstermiştir. Rusya’nın bu faaliyetleri karşısında siyasi ve iktisadi menfaatleri tehlikeye giren başta İngiltere olmak üzere Hıristiyan Avrupa devletleri endişeye kapılarak Rusya’ya karşı birleşik bir siyaset izlemişlerdir. Bu durum sonucunda “sıcak denizlere inme” özlemini Boğazlar üzerinden gerçekleştiremeyeceğini anlayan Rusya, özellikle 1828–1829 Osmanlı Rus savaşından itibaren bu hedefine varmak için başta Erzurum olmak üzere Doğu Anadolu’yu hedef alan yeni bir siyaset izlemeye başlamıştır. Rusya bu siyaset ile Doğu Anadolu’daki Hıristiyan Ermeni azınlığı bağımsız bir Ermenistan vaatleri doğrultusunda kandırmak suretiyle kullanarak bu bölgeye yerleşip, Karadeniz limanlarına ve daha da önemlisi Akdeniz’e İskenderun Körfezi’nden çıkma amacını takibe koyulmuştur. 1828–1829, 1877–1878 Osmanlı Rus savaşları ve I. Dünya Savaşı sırasında Erzurum ve Doğu Anadolu’nun diğer bölgelerin işgal edilerek, Ermenilerin taşkın faaliyetlerde bulunmasında Rusya’nın izlemiş olduğu bu siyaset yegâne sebep olmuştur.

Rusya ile Ermenilerin birbirlerine karşılıklı olarak ilgi duymaya başlaması, XVIII. Yüzyıl başlarında, I. Petro dönemine rastlar. Nitekim Rusya Hükümeti bu dönemde İran ile yaptığı savaşlarda Ermenilerden yararlandığı gibi, 1816 yılında ise Moskova’da Ermeni Şark Dilleri Enstitüsü’nü kurarak Ermeni konusunu daha sistemli bir şekilde ele aldı. 1826–1828 yıllarında İran ile yaptığı savaşları kazandıktan sonra 1828’de imzalanan Türkmençay Antlaşması gereğince Ermeniler tarafından kutsal sayılan Eçmiyazin kilisesi ile Revan ve Nahçivan bölgelerini alan Ruslar, buralardaki hanlıkları birleştirerek bir Ermeni vilayeti tesis etti. Ardından izlediği politika gereği İran’dan Rusya’ya doğru bir Ermeni göçünü gerçekleştirdi.

Eçmiyazin kilisesi nin el değiştirmesi ile birlikte Rusya, esas politikalarını tatbike koyularak Doğu Anadolu’daki emperyalist emellerini gerçekleştirmek için Osmanlı Devleti ile savaş durumuna geldi 1828 yılında Rus güçleri General Paskeviç kumandasında Erzurum’a doğru ilerlemeye başladı. Yol boyunca Ermeniler Rus ordusunu sevinç gösterileriyle karşılayarak Rusların yanında yer almakta tereddüt etmediler. Rusya’da bunlardan yararlanmasını bildi. Bu savaşlarda önemli bir miktarda Ermeni, Rus ordusuna asker olarak yazılmış, bir kısmı Erzurum’un teslim olmasında etkili olmuş ve bazı Ermeni grupları da Rusların kendilerine dağıttığı silahlar ile Müslüman halka eziyet etti. Buradan da anlaşılacağı gibi Rusya’nın Osmanlı Ermenileri ile ilgisi bu tarihlerde yoğunlaşmıştır. Bu savaşın patlak vermesinden yaklaşık bir ay önce 11 Mart 1828 tarihli bir yazı ile Erzurum Valisi Galip Paşa’nın, Rus sınırındaki Ermenilerin iç bölgelere iskân edilmesini Babıâli’ye teklif etmesi bunun en belirgin belgesidir. Bu savaş sonunda 14 Eylül 1829’da yapılan Edirne Antlaşması’yla Kafkasya Rusların eline geçince Rusya, teyit edilen Hıristiyanların hamiliği imtiyazıyla Osmanlı Ermenileriyle hem dini, hem de siyasi ve askeri münasebetlere başlamıştır. Başta Erzurum olmak üzere Doğu Anadolu’daki bir kısım arazi ile birlikte Ermenilerin de Rus hâkimiyetinde olması bu münasebetleri daha da hızlandırmıştır.

Ruslar 1830 yılında Osmanlı topraklarından çekilirken de daha önce İran savaşlarında uyguladığı politikayı uygulayarak Erzurum, Kars ve Bayburt gibi bölgelerden 40 bin Ermeni’yi yanlarında götürmek suretiyle Erivan ve Ahıska bölgesine yerleştirmiştir. Ruslar bu politikaları ile Anadolu ve Azerbaycan Türklüğü arasında bir Hıristiyan unsuru duvarı çekmeyi amaçlıyordu. Ayrıca göçürülen Ermeni çocukları ve gençleri Rus okullarında ve Harbiyesinde yetiştirilmek suretiyle Türkiye Ermenilerinin de İskenderun ve Basra Körfezine çıkma uğruna yapılacak savaşlarda, Ruslara bağlanıp hizmet ettirilmesi umuluyordu.

Rusya Doğu Anadolu üzerindeki emellerini gerçekleştirmek amacıyla 24 Nisan 1877’de Osmanlı Devletine yeni bir Savaş ilan etmişti. Ardahan-Kars-Erzurum istikametinde üç koldan ilerleyen Rus Ordusu Loris Melikof ile birlikte Arçak Ter-Lukasof ve ayrıca bazı Ermeni generaller tarafından kumanda ediliyordu. Ermeni generaller yanında bir kısım Ermeniler de bu savaşta da Erzurum’a kadar ilerleyen Rusların yanında savaşa girdiler. Çarlık Rusya’sı Kafkas cephesinde galip geldikten sonra Ermeni subayları mükâfatlandırdılar. Bu savaş ile birlikte artık Türklerle Ermeniler arasındaki rekabet daha da artıyor ve ileride daha büyük ayrılıkların meydana geleceği belirginleşiyordu. Artık Ermeniler de bağımsız olma yolunda Rusya nezdinde teşebbüslere girişiyorlardı.

Osmanlı-Rus savaşının son bulduğu sıralarda Ermeni Patriği Nerses ve İzmirliyan’ın reisliklerinde Ermeni Meclisi gizli surette toplanarak, Rus çarına verilmek üzere Eçmiyazin Katogikosluğuna bir muhtıra göndermesine karar verdi. Bu muhtıra Vilayat-ı Şarkiye ya da Vilayat-ı Sitte’de denilen Doğu Anadolu’daki Erzurum, Van, Bitlis, Elazığ, Sivas, Diyarbakır gibi bölgelerde Ermenilerin güvenliklerini sağlama yolunda bir ıslahat programı düzenlemesini ve bu bölgelerde Rusya’ya tabi bağımsız bir Ermenistan teklifini öneriyordu.

Ermenilerin teşebbüsü bununla da kalmamış Ayestefanos (Yeşilköy) barış görüşmeleri başlayınca Ermeni patriği Nerses Varjabedyan,  Rus Karargâhına giderek Rus başkumandanı Grandük Nikola’dan anlaşmaya Ermeniler ile ilgili bir madde konması için şahsen ricada bulunmuştur. Ayrıca Ermeni Milli Meclisi adına teklifte bulunan Nerses, yakın zamanda Bulgaristan’a verilen imtiyazların benzerlerinin Ermenilere de verilmesini istemiştir. Ermenilerin bu teşebbüsü başarıya ulaşmış ve Ayestefanos Antlaşmasına Rusya tarafından 16. madde konulmuş oluyordu. 16 madde ile Doğu Anadolu’da Ermenilerin yaşadığı şehir ve kasabalarda Islahat yapılması ve Ermenilerin güvenliğinin sağlanmasını öneriyordu. Rusya böylelikle Doğu Anadolu’da bir nüfus bölgesi oluşturma yolunda ilk ve en büyük resmi adımı atmış bulunuyordu.

Ancak, Ayestefanos Antlaşması ile Rusya’nın kazanmış olduğu bu durum İngiltere’nin Anadolu’daki çıkarlarına ters düşmekteydi. Çünkü Doğu Anadolu’nun kuzeyindeki Erzurum, Ardahan, Kars gibi önemli stratejik bölgelerin Rusya’nın nüfuzu altına girmesi İngiltere’nin doğu ticareti ve kuracağı yeni koloniler açısından tehlike arz ediyordu.

Bu yüzden İngiltere Balkanlar’da ve Akdeniz’de dengenin bozulduğunu öne sürerek Ayestefanos Antlaşması yerine, diğer Avrupa devletlerinin de katılmasıyla yeni bir antlaşma yapılması isteğini Rusya’ya kabul ettirdi. Yeni antlaşmanın Berlin’de hazırlanması kararlaştırıldı.

1878 Haziranında toplanan Berlin Kongresi bir ay süren Çetin müzakerelerden sonra 13 Temmuz 1878’de Berlin Barış Antlaşmasının imzalanması ile sona erdi. Bu antlaşmanın Ermeniler ile ilgili maddesi ise 61.madde olmuştur. Ayestefanos Antlaşması’nın 16. maddesinin biraz yumuşatılmış şekli olan bu madde ise şöyleydi:

Babıâli Ermenilerin bulunduğu bölgelerde derhal bir ıslahat yapacak ve Ermenilerin huzur ve güvenliklerini sağlayacak. Bu ıslahatların tatbiki de antlaşma devletlerinin denetimi altına yapılacaktı.

Ermeni meselesini uluslar arası platforma taşıyan bu madde ile Doğu Anadolu’da yapılacak ıslahatı bütün antlaşma devletlerinin gözetimin de yapılması öngörüyorsa da Rusya, Ermenilere yakınlığı ve Doğu Anadolu politikasından dolayı bu reformlar ile ayrıca alakadar oluyordu. Rusya’nın bu ilgisi insani hislerden kaynaklanmamaktaydı. Zira kendi sınırları içerisinde ıslahata ihtiyacı olan birçok grup olmasına rağmen Rusların Doğu Anadolu’daki Ermenileri düşünmesine ne hacet vardı? Petersburg’un asıl amacı, başarılı bir savaşın meyvelerini toplayarak Doğu Anadolu’nun ilhakını bir oldubittiye getirmekti. Esasında Rusya, Ermenisiz bir Ermenistan istiyordu. Ayrıca Rusların Berlin Antlaşmasından sonra bu bölgeye olan ilgisinin artması İngiltere’nin reform tartışmaları sonucunda bölgede elde edebileceği nüfuzu baltalamak amacını da taşımaktadır.

Rusya’nın diplomatik çabaları sonucunda çıkarılmış olan suni Ermeni meselesi, 1900’lerde bir durgunluk dönemine girmiştir. Bunun nedeni de Çarlık Rusya’nın politikalarındaki değişikliklerdi. Osmanlı devleti içerisinde yaşayan tüm Ortodoksların hamiliğine soyunan Rusya, aynı zamanda Ermeni terör örgütlerinin en büyük destekçisi olmuştu. Bu bağlamda Rusya, Vilayat-ı Şarkiye’de yalnız bağımsız bir Ermenistan değil, aynı zaman da bu bölgeyi ve Ermenileri de Slavlaştırma, Ruslaştırma gayretleri içinde olmuştur. Bu siyasetini de 1900’lerde Kafkasya’daki Ermeni Kilisesi’nin mallarına el koymak suretiyle başlatmış oluyordu. Rusya’nın bu politikayı izlemesinde Uzak Doğuyla ilgilemesinin de payı büyüktür. Fakat Rusya 1911’den itibaren yeniden Ermenileri desteklemeye başlamış ve amaçlarına ulaşma formülünü devreye sokmalarına vesile oldu.

Rusların desteğini alan Ermeniler bu tarihten sonra artık diplomatik faaliyetlerin yanında silahlı faaliyetler yürütmek maksadıyla birçok gizli teşkilatın yanında başta Hınçak ve Taşnak Partileri olmak üzere çeşitli gizli siyasi partiler de kuruyorlardı. Daha sonraki dönemlerde Ermenilerin kurmuş olduğu bu parti ve dernekler Erzurum, Van, Bitlis, Sasun, Adana gibi bölgelerde 1890’lı yıların sonlarına kadar sürecek kanlı Ermeni ayaklanmalarının organizatörleri olmuşlardır. Bu ayaklanma ve terörist faaliyetlerde bulunan tüm Ermeniler Petersburg’da özel merkezlerde silahlı eğitimler almışlar ve I. Dünya Savaşı öncesinde Rusların yanında yerlerini almışlardır. Ermeni cemiyet ve partilerinin bu faaliyetleri I. Dünya savaşında ise Doğu Anadolu’daki masum Türk ahalisine karşı tamamen bir katliam şeklini almıştır.

Esasında Rusya Ermenilere destek vermesine rağmen onların bağımsızlığını isteyemezdi. Çünkü bu onun Bulgaristan’ın kurulmasıyla İstanbul yolu üzerinde olduğu gibi bir set oluşturmak oluyordu. Yine Rusya, Doğu Anadolu’yu o sıralarda kendi ülkesine katmak isteğini ortaya atmaya da cesaret edemezdi. Çünkü bu daha Balkanlardaki karışıklık yatışmamışken belki bir genel savaşa neden olabilirdi. Dolayısı ile bu dönemde Rusya için en uygun olan Doğu Anadolu’ya ıslahat yapılması maksadıyla müdahale etme politikasıydı. Bu durum da Rusya’ya bu bölgede sürekli müdahale etmek hakkını vereceği gibi uygun bir zamanda ileride en uygun bir zamanda kendine katmak imkânı sağlayacaktı. Ayrıca Rusya’nın Doğu Anadolu’da kendi idaresi altında dahi olsa bir Ermenistan kurulmasını istemesinin diğer bir sebebi de ileride bu bölgedeki ve Rusya’daki Ermenilerin birleşerek kendisi için bir sorun teşkil edebileceği endişesiydi.

Rusya’nın Ermenilere karşı yürütmüş olduğu bu ikili politikanın devam ettiği dönemde Rus Dış İşleri Bakanının Ermeni meselesi konusunda “Rusya’nın kendi sınırları içerisinde Ermenisiz bir Ermenistan” tercih ettiğini açıklamasıyla, Rusya’nın Ermenileri bir araç olarak kullanmak suretiyle yürüttüğü ve kendisi için hayati bir öneme sahip olan Doğu Anadolu politikası daha iyi anlaşılmaktadır.

1912 yılındaki Balkan Krizi ve Osmanlı Devleti’nin zayıflaması Çarlık Rusyası’nın Ermeni meselesini Doğu Anadolu’yu ilhak ümidiyle tekrar sahneye koymasına sebebiyet vermiştir. Rusya’nın Kafkas Genel Valisi Vronzoff Daşkoff ailesiyle yakınlık ve samimiyeti olan Emiyan Katolikosu Kevork, yine Ermeni Siyasi liderlerinden Mesrop Episkopos ve Der Movsesyon’ı Türkiye Ermenileri hakkında Çarlığın görüşlerini öğrenmek için Petersburg’a yolladı. Rus Hükümeti’nin Dış işleri Bakanı Sasonoff, Balkan savaşlarının yarattığı boşluktan da istifade ile hükümetinin Ermenilere destek verdiğini bildirmiştir. Böylece Çarlık Diplomasisi, gözünü yeniden Doğu Anadolu’ya dikmiş ve Osmanlı Devleti’nin bu zayıflığından faydalanmak istemiştir. Bunun devamı olarak da ünlü Rus diplomatı Giers, Hükümeti adına çeşitli diplomatik faaliyetlere girişmiş Haziran 1913 yılında Osmanlı Devletine Ermeniler ve Doğu Anadolu ile ilgili bir proje teklifinde bulunmuştur. Giers, Bu projeye göre Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ ve Sivas illerinde bir Ermeni bölgesinin oluşturulmasını öngörmekteydi. Fakat bu proje Babıâli tarafından reddedilmiştir.

Bu tarihten sonra bloklaşmalarına ayak uyduran Rusya, I. Dünya Savaşı arifesinde Doğu Anadolu’daki faaliyetini yine Ermenileri kullanmak suretiyle askeri işgal faaliyetine dönüştürme amacıyla hazırlıklara başlamıştır. Rusya sıcak denizlere çıkma hedefini gerçekleştirmek maksadıyla bağımsız bir Ermenistan kurmayı vaad ettiği fakat aslında hiçbir zaman bu şekilde gözden çıkarmayı düşünmediği Doğu Anadolu’yu ve buranın kilidi konumundaki Erzurum’u ancak bu şekilde elde etmeyi planlıyordu. Tüm bu hazırlıklar dâhilinde Rusya, Ermenileri bağımsızlık vaatleri ile kendi yanına çekerek Doğu Anadolu’da istediği zaman bir ayaklanma ve karışıklık çıkarmak suretiyle Osmanlı Devleti’nin iç işlerine müdahale etmek ve kısa sürede çeşitli bahanelerle bölgeyi işgal etmeye yönelik çalışmalar başlatmıştır. Rus hükümeti bu amaç uğruna Ermeniler arasında uyandırmaya başladıkları bu tutkunun Doğu Anadolu’da ki tüm Ermenilere bulaşması için yüklü miktarlarda paralar dahi harcamışlardır. Kısa bir zaman sonra patlak veren I. Dünya Savaşı Rusya’nın Doğu Anadolu’yu elde etme yöndeki faaliyetleri için önemli bir fırsat oldu. Doğu’da büyük muharebelerin yaşandığı, özellikle Osmanlı Ordusunun önemli ölçüde tahrip olduğu Kafkas cephesi de Rusya’nın bahsedilen emelleri sonucunda açılmıştır.

        Atatürk Üniversitesi Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi Öğretim Elemanı.
  1.        Yusuf Halaçoğlu, Ermeni Tehciri ve Gerçekler (1914–1918), Ankara 2001, s.12
  2.        Kemal Beydilli, “1828–1829 Osmanlı-Rus Savaşında Doğu Anadolu’dan Rusya’ya Göçürülen Ermeniler”, Belgeler, XII/17, Ankara 1988, s.381; Sadi Koças, Tarih Boyunca Ermeniler ve Türk-Ermeni İlişkileri, Ankara 1967, s.71
  3.        Ecmiyazin Kilisesi Ermenilerin Ortaçağdan itibaren tabi oldukları ve onların zaman zaman siyasi işleriyle de ilgilenen en yetkili dini merkezidir. Revan (Erivan)’da bulunan bu Kiliseye Eçmiyanzin Katolikasloğu da denilir. Bu konuda detaylı bilgi için, bkz, Ali Arslan, Kutsal Ermeni Papalığı Eçmiyazin Kilise’sinde Stratejik Savaşlar, İstanbul, 2005 s.11–45
  4.        R.G. Havannisian, Armenia On The Road To Indepence 1918, Los Angeles 1967, s.7
  5.        Halaçoğlu, Ermeni Tehciri ve Gerçekler, s.13; Beydilli, “1828–1829 Osmanlı –Rus Savaşında Doğu Anadolu’dan Rusya’ya Göçürülen Ermeniler”,s. 383–385, 412,419,436.
  6.        Beydilli, “1828–1829 Osmanlı –Rus Savaşında Doğu Anadolu’dan Rusya’ya Göçürülen Ermeniler”,s. 405–453
  7.        Azmi Süslü, Ermeniler ve 1915 Techir Olayı, Ankara 1990, s.25
  8.        Fahrettin Kırzıoğlu, “Armenya/ Yukarı- Eller’de 2700 Yıllık Türk Varlığı, Ermenilerin Rus İstilasına Alet Olması ve Mezalimi” Atatürk Üniversitesinin XX. Yıl Armağanı Ermeniler Hakkında Makaleler-Derlemeler, II, Ankara 1978, s. 58–59
  9.        Allen-Muratoff, Caucasian Battlefields A History Of The Wars On The Turco- Causcasian Border 1828–1921, s.103–119; Manough Joseph Somakian, Empires in Canflict: Armenia And The Great Powers 1895–1920, New York, 1995, s.20
  10.       Esat Uras, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, İstanbul 1987, s.172–216; Kamuran Gürün, Ermeni Dosyası, Ankara 1985, s.105
  11.      Cevdet Küçük, Osmanlı Diplomasisinde Ermeni Meselesinin Ortaya çıkışı 1878–1897, İstanbul, 1986, s.1–5.
  12.       Gürün, Ermeni Dosyası, s.106
  13.       Hüsamettin Yıldırım, Rus-Türk-Ermeni Münasebetleri, Ankara, 1990, s.23
  14.       Halaçoğlu, Ermeni Tehciri ve Gerçekler, s.14
  15.       Ercüment Kuran, “Ermeni Meselesinin Milletlerarası Toplum Boyutu (1877–1897)”, Tarih Boyunca Türklerin Ermeni Toplumu ile İlişkileri Sempozyumu (8–12 Ekim 1984 Erzurum) (TTETİ), Ankara 1985, s.20
  16.        Berlin Antlaşması sonucunda ortaya çıkan madde gereğince Osmanlı Devleti, Doğu Anadolu’da Ermeniler ile ilgili olarak yapılacak ıslahat çalışmaları için bir ıslahat müfettişliği kurdu. Fakat aslında Osmanlı Devleti bu ıslahat programını uygulamak istemiyordu. Çünkü daha önce Avrupa devletlerinin istekleri doğrultusunda diğer ıslahat programını uyguladığı diğer vilayetler birer birer bağımsız olmuşlardı. Bu yüzden Osmanlı Devleti aynı sorunları Doğu Anadolu’da yaşamak istemiyor olması dolayısı ile ıslahatın bölgede uygulanmasını geciktirmiştir. Rusya ise hem ıslahatlar vasıtası ile bölgede elde edeceği nüfuzu kaybetmemek ve aynı amaç ile duruma müdahale eden İngiltere’nin Doğu Anadolu’daki etkisini azaltmak için ıslahatların en fanatik takipçisiydi ve bu anlamda Osmanlı hükümetine baskı uyguluyordu. Bu ıslahatlar ve Osmanlı Devleti ile büyük devletlerin bu mesele hakkındaki ilişkileri ile ilgili bkz. Zekeriya Türkmen, Vilayat-ı Şarkiye (Doğu Anadolu Vilayetleri) Islahat Müfettişliği 1913–1914, Ankara, 2006, s.7–18.
  17.          Akdes Nimet Kurat, Türkiye ve Rusya, s.14.
  18.          Mim Kemal Öke, Ermeni Sorunu 1914–1923 (Devletin Dış Politika Araç Alternatifleri Üzerine Bir İnceleme), Ankara, 1991, s.80.
  19.       Somakian, Empires in Conflict: Armenia And The Great Powers, s.25
  20.       Yuluğ Tekin Kurat, “Doğu Anadolu’da Ermeni Sorunu(1900–1920)”, TTETİ, s.228; Erdal Aydoğan, İttihat ve Terakki’nin Doğu Politikası 1908–1918, İstanbul, 2005, s.240.
  21.       Ermenilerin Bu faaliyetleri hakkında bkz. T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Daire Başkanlığı, Ermeni Komiteleri (1891–1895), Ankara 2001, s. 6–61; Süslü, Ermeniler ve 1915 Techir Olayı, s.61–94; Ermeni Komitelerinin Âmâl ve Harekât-ı İhtilaliyesi (İlan-ı Meşrutiyetten Evvel ve sonra ) 1916, (Haz: Nurer Uğurlu), İstanbul 2005, s.269–294
  22.        Aydoğan, İttihat ve Terakki’nin Doğu Politikası, s.241–242.
  23.       Ahmet Halaçoğlu, “Balkan Savaşı ve Sonrası Rusya’nın Doğu Anadolu Siyaseti”,s.311–312
  24.       Somakian, Empires in Conflict: Armenia And The Great Powers, s.24
  25.       Edgar Granville, Çarlık Rusya’nın Türkiye’deki Oyunları, (Çev: Orhan Arıman), Ankara, 1967, s.22
  26.       Yıldırım, Rus-Türk-Ermeni İlişkileri, s.41.
  27.       Uras, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, s.379–380; Davut Kılıç, “Rusya’nın Doğu Anadolu Siyasetinde Eçmiyazin Kilisesi’nin Rolü (1828–1915)”, ASAM Ermeni Araştırmaları, S:2, (Haziran-Temmuz-Ağustos 2001) Ankara, s.61–62
  28.       Uras, Tarihte Ermeniler ve Türk- Ermeni ilişkileri, s.385–396
  29.      Genel Kurmay Başkanlığı Askeri Tarih ve Stratejik Etüd Dairesi Arşivi (ATASE), Birinci Dünya Harbi Kataloğu (BDH), Dosya No: 2811, Klasör No:, 26 Fihrist No: 24-1.