Hastane English Ana Sayfa İletişim ÜBYS ÖBS ePosta Portal Personel Öğrenci Görevli X
Fakülteler Enstitüler Meslek Yüksekokulları Yüksekokul / Konservatuvar Araştırma Merkezleri Kütüphane
Üniversitemiz Yönetim Birimler Öğrenciler Bağlantılar Açıköğretim Kütüphane

İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Eğitimi Bölümü

Prof. Dr. Cemal TOSUN



Din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği bölümünün proje kapsamında düzenlediği konferans etkinliğinin dördüncüsün de Ankara üniversitesi ilahiyat fakültesi öğretim üyesi sayın Prof. Dr. Cemal TOSUN ağırlandı. ‘Dinin öğretiminde yeni yaklaşımlar’ adlı konferansına çoğulcu din anlayışının aslında bütün dünyanın küresel bir problemi olduğunu söyleyerek başlayan TOSUN, çoğulculuğun ortaya çıkışından bahsederken de şunları söyledi:”Bu kavramın dile getirilmesi ve çözümler aranması küresel dünya anlayışıyla kendini göstermiştir. Çoğulculuk sadece mezhebî ya da dinî çoğulculuk anlamına gelmez aynı zamanda kültürel de olabilir. Okullarda ki din eğitiminin çoğulcu olması Avrupa Birliği konseyinin öngördüğü bir olaydır ve bu noktada konsey ilkelerini ortaya koymuştur.

Batının çoğulcu anlayışını sosyolojik açıdan” İnsaların barış içinde yaşamaları” şeklinde temellendirdiğini söyleyen TOSUN; Vatikanın bu temellendirmeyi “dinler arası barış olmadan dünya barışı olmaz” ilkesiyle yaptığını, II. vatikan konsülünde “dinler arası diyalog olmadan dinler arası barış olmaz” ve nihayet “dinler arası diyalog olmadan dinler arası eğitim olmaz” ilkelerini eklediklerini belirtti.

Çoğulcu din eğitiminin amacının dindarlık olmadığını söylerken; Türkiye de çoğulcu din eğitiminin nasıl olduğuna değindi. Din kültürü dersinin çoğulculuk ve onun yanında isteğe bağlı din dersi koymanın mümkün olduğunu fakat bunun çok ciddi bir çalışma gerektirdiğini belirtti. İslam öğretisinin din dersinde çoğulculuğa nasıl bir tepki vereceğine ve ne kadarına izin vereceğine değinen TOSUN “dinler arası bir ders bizi din konusunda yeniden bilgi vermek zorunda bırakabilir” dedi.

Konuşmasını tamamlayan TOSUN dinleyicilerden gelen soruları cevapladı. Konferansın sonunda teşekkür ederek öğrenciler tarafından takdim edilen çiçeği kabul etti.

 



İlahiyat fakültesi felsefe ana bilim dalı öğretim üyesi Fazlı POLAT ile konferans çıkışında kısa bir röportaj yaptık.


Hocam bölümümüzün proje kapsamında hazırlamış olduğu etkinlikleri beğeniyor musunuz?
Yeni bir bölüm olduğu için daha yeni kurumsallaşıyor. İşin doğrusu! Daha önceden İlahiyat Fakültesinin bünyesindeydi, farklı bölüm olsa da biz İlahiyat Fakültesi’nden ayırt etmiyorduk. Ama benimde doğruluğuna inandığım Eğitim Fakültesi bünyesine katıldıktan sonra bu bölüm daha işlevsel bir hal almaya başladı. Bence kronolojik açıdan doğrusu buydu. Çünkü Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği’nin yetiştirildiği bir kurum vardır, o da eğitim fakülteleridir.
Hukuki ya da pedagojik manada ben Din Kültürü ile Tarih Öğretmenliği arasında fark görmüyorum. Öğretmenlik pedogojik formasyondur. İnançla ilgili bir iş değildir. Dolayısıyla bu formasyon nerede en güzel şekilde alınırsa orada olması gerekir, ben bu kanaatteyim. Henüz ikinci mezunlarınızı veriyorsunuz, sanırım. Bu süreç içerisinde gördüğüm kadarıyla Eğitim Fakültesi bünyesindeki en aktif en sosyal içerikli bölüm olduğunuzu gözlemliyorum. Memnuniyet duyuyorum işin doğrusu. Mesela; her on beş günde bir bölümünüzle ilgili dışarıdan gelen konferansçılar inanın sadece öğrencilere değil; öğretim üyelerine de katkıları oluyor. Ben bugünkü konferanstan çok verim elde ettim; yani ilgi ile dinledim. Zaten konferansçımızda sahasında uzman bir arkadaşımız. Çok memnun oldum; bu çalışmalarınızın devamını diliyorum.

Türkiye’deki din derslerinde çoğulcu anlayış benimsenebilir mi?

Tabi bunu salt pedogojik açıdan değerlendirmenin çok doğru olduğu kanısında değilim. Benim alanım sosyoloji olduğu için olaya sosyolojik açıdan bakarım.

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretimi ya da eğitimi! Toplumun bu kavramları çok fazla ayırt etmesinin doğru olduğu kanısında değilim. Toplum dinini öğrenmek zorunda. Ama bu dininin doğruluğuna yanlışlığına birileri karar veremez. Bu dinin hangisi doğru, hangisi yanlış; yani sizin söylediğiniz mi doğru benim algıladığım mı doğru eğer buna girerseniz bunun sonu yok tartışma devam eder gider. Öyleyse doğrusu nedir? Benim dinden ne anladığımdır. Benim dinden ne anladığımla alakalı şeyleri bana anlatırsanız alırım yoksa almam. Bugün Türkiye’deki Alevilerin ortaya koyduğu sıkıntı budur. Biz diyoruz ki Alevilik budur… Aleviler diyor ki: “Hayır kardeşim Alevilik o değil; ben aleviyim müsaade ette Aleviliği tanımlayayım.”Yok arkadaş Aleviliği ben tanımlayacağım sen Alevi olacaksın. Bu da bana göre biraz haksızlık olur. Çünkü din bir kimliktir. Kimlik nedir? Şu kapının arkasında birisi kapıyı vuruyor. Siz içerden “kim o” dediğinizde kendini tanımlar:” ben Ayşe, Fatma ya da Ahmet, Mehmet… diyorsa O Ayşe’dir, Fatma’dır yada Ahmet’tir, Mehmet’tir. Kendisine öyle diyorsa öyledir. Hayır! Sen ne Ayşe’sin ne Fatma’sın sen Ali’sin kardeşim deme hakkımız yok. Öyleyse din eğitimine, din öğretimine de böyle bakmak lazım. İşin doğrusu okullardaki din eğitimi ve öğretimi konusunda çokta ısrarcı olmamak kanısındayım. Çünkü bunun sonu yok bu tartışma bitmez diye düşünüyorum.

Hocam konferansımıza katıldığınız ve fikirlerinizi paylaştığınız için teşekkür ediyoruz.

KATILIMCI GÖRÜŞLERİ

Sara ÇELİK Dkab 4

Çoğulcu toplumlardaki din eğitimi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çoğulcu toplumlarda çoğulcu din eğitimi hep problem olmuştur. Bu problemin gün yüzüne çıkması küreselleşme ile hızlanmıştır. Batıda dinsel çoğulculuk hakkında birçok çalışma yapılmıştır. Cemal Tosun Hoca bu çalışmalardan ve çoğulcu din derslerinden örnekler verdi. Bu dersler verilirken bunların birçok faydası olduğunu aynı zamanda da bunların bazı açılardan da çıkmazları olduğunu vurguladı. Bu modeli Türkiye’ye uyarladığımız zaman karşımıza dinsel çoğulculuk probleminden çok din içi çoğulculuk problemi karşımıza çıkıyor. Bu problemi aşmak kolay değil toplumun bütün kesimlerine görev düşüyor. İdeolojik anlayıştan uzak gerçekten problemin temeline inmek gerekiyor.

Deniz ACERBAY Dkab Yüksek lisans öğrecisi

Konferansı nasıl buldunuz?

Din Kültürü Ahlak Bilgisi bölümünü ilgilendiren bilgilendirici bir konferanstı. Bu konuda yetkin birini dinleyerek çoğulcu toplumlarda çoğulcu din eğitiminin Batı da ki seyrini ve Türkiye’deki sorunları hakkında bilgi aldık. Kitabını okuduğumuz hocayı birebir ağzından dinlemek bir şanstı ve konu hakkındaki kafamızdaki soruları sorup cevap almak bu bölümü okuyanlar açısından aydınlatıcıydı.

Şeyma AYYILDIZ  Dkab4

Çoğulcu toplumlardaki din eğitimi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Küresel dünyanın küresel problemi olarak karşımıza çıkan problemlerden biride şüphesiz çoğulcu toplumlarda din eğitimidir.

Cemal Tosun hoca Batı’nın çoğulcu toplumdaki din anlayışlarından örnekler vererek bu konuda bizi bilgilendirdi.

Çoğulcu toplumlarda din eğitimi ortak noktalarda ve değerlerde buluşmak suretiyle olur. Birlikte yaşamanın farkındalığı hoşgörü ortamında buluşmak. Değerlerimize saygı göstermek, farklı din ve mezhep mensuplarının beraber yaşarken karşı taraftaki insanın dini değerlerini bilmesi ve saygı göstermesi dini eğitimle oluşturulabilir.


Fotoğraf çekimi:
Müberra ÇELİK
Nezaket ARSOY

Haberin hazırlanması:
Hümeyra ATALAY

Haberin bilgisayar tasarımı:
Ziynet CILIZ
Elif Hilal ŞİMŞEK
Fatma Betül DEĞİRMENÇAY
Elif BAŞARAN

Haberin panodaki tasarımı:
Şahide SÜLÜN
Nezaket ARSOY

Katılımcılarla röportaj:
İbrahim Halil ŞAHİN
Elif BAŞARAN
Sümeyra KELEŞOĞLU
Mümine KİLİT
Müberra ÇELİK

Etkinliklerin raporlaştırılması:
Elif Hilal ŞİMŞEK

Grup öğrencilerinin adı-soyadı ve numaraları:

Adı-soyadı
Numarası İmza
Müberra ÇELİK
080624035
Sümeyra KELEŞOĞLU
080624017
Ziynet CILIZ
080624050
Şahide SÜLÜN
080624015
Mümine KİLİT
080624021
Elif BAŞARAN
080624037
Fatma Betül DEĞİRMENÇAY
080624014
Hümeyra ATALAY
080624012
Nezaket ARSOY
080624013
Elif Hilal ŞİMŞEK
080624026
İbrahim Halil ŞAHİN 080624011