Atatürk Üniversitesi

PROF. DR. ABDÜSSELAM ULUÇAM: “HASANKEYF’E NE OLACAK, ARTIK KARAR VERİLMELİDİR?”

“Bugünkü Hasankeyf, acilen yeni yerleşim alanına taşınmalı, altındaki tarihi Hasankeyf’e ulaşacak arkeolojik kazılar için ortam hazırlanmalıdır.”
Atatürk Üniversitesi’nin eski öğretim üyelerinden Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdüsselam Uluçam, Hasankeyf’in Türkiye’nin büyük bir kültür mirası olduğunu hatırlatarak, “Ilısu Barajı’nın inşaatı devam ediyor. Baraj bittiğinde Hasankeyf’in büyük bölümü sular altında kalacak. Artık karar verilmelidir, Hasankeyf’deki tarihi doku ne olacak, taşınacak mı, baraj suları altında mı kalacak?” diye sordu.
Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü’nün davetlisi olarak Erzurum’a gelen ve Kültür Merkezi’nde bir konuşma yapan Uluçam, 2004 yılından beri Bakanlar Kurulu Kararı ile Hasankeyf Arkeolojik Kazı Başkanlığı’nı yürüttüğünü ve pek çok eseri gün yüzüne çıkardıklarını ve pek çoğunun da onarımını gerçekleştirdiklerini söyledi.
“Hasankeyf Tarihi, Hasankeyf kenti tam anlamıyla bir ören yeri konumundadır. Hasankeyf’teki kültür varlıklarından hiç birisi sağlam olarak günümüze ulaşamamıştır. Bazı mimari elemanları ile varlığını sürdürebilenler de yıkılmak üzeredir,” uyarısında bulunan Uluçam, “Bunlardan Ulu Cami, Rızk Camisi’nin taç kapısı, Koç Camisi’nin ana giriş eyvanı ile örtü sistemi ve mihrabı, İç Kale kapıları, Küçük Saray, Su Kulesi, İmam Abdullah Zaviyesi minaresi her an yıkılma tehlikesi ile karşı karşıyadır. 2010 yılında Zeynel Bey Türbesi, Rızk Camii taç kapısı, Sultan Süleyman ve Koç Camileri, Artuklu Hamamı ile İç Kale kapılarında sağlamlaştırma çalışmalarına başlanmıştır.” Bilgisini verdi.
Belirsizlik sürüyor
Hasankeyf’te bugün için bir belirsizliğin söz konusu olduğunu ifade eden Uluçam, “Gelecek endişesi ve yoksulluk içinde yaşayan Hasankeyf halkı, sahibi olduğu kültürel zenginliğin farkında değildir. Bunları koruma bilinci de oluşmamıştır. Hasankeyf zengin bir turizm potansiyeli sahiptir. Ancak ihtiyaçlara cevap verebilecek çağdaş standartlarda hiçbir tesis ve konaklama ünitesi bulunmamaktadır. Mevcut tesislerin tamamı yasadışıdır ve sağlığa uygun değildir” değerlendirmesini yaptı.
Nasılsa sular altında kalacak!
1952 yılından bu yana Hasankeyf’in Baraj suları altında kalacağı gerekçesiyle yeterince yatırım ve kaynak aktarımından yararlanamadığını anlatan Uluçam, ekonomik imkânsızlıkların, cehaletin ve tembelliğin bu bölgeye büyük bir zarar verdiğini anımsattı.
“Ilısu Barajı’nın yapım aşamasına gelmesi ile Hasankeyf’in doğal yapısı ve kültürel donanımı değişik çevrelerce gündeme taşınarak çok yönlü bir sahiplenme sürecine girilmiş, ancak sahipsizlikten hala kurtarılamamıştır” yakınmasında bulunan Uluçam, “Barajın yapımı halinde, Ortaçağ dünyasının zengin ve mamur kenti, Artuklu Devleti’nin Başkenti olan Hasankeyf Aşağı Şehri’nin tamamı sular altında kalacaktır” uyarısında bulundu.
Neler yapıldı?
2004-2010 yılları arasında bölgede önemli hizmetler yaptıklarını hatırlatan Uluçam, şöyle devam etti:
“GAP Bölge Kalınma İdaresi Başkanlığı, Batman Valiliği ve Hasankeyf Kazı Başkanlığı arasında 2004’te imzalanan Protokol çerçevesinde arkeolojik kazı ve araştırma çalışmaları sürdürülmektedir. 2007 yılında da Kültür Bakanlığı ile DSİ Genel Müdürlüğü arasında imzalanan ve tüm Ilısu Baraj havzasını kapsayan benzer protokol kapsamında çalışmalar hızlandırılmıştır. 2005-2012 yılları arasında Kazı Başkanlığınca tüm projeyi kapsayan “Uzum Erimli Eylem Planı” hazırlanarak yürürlüğe konmuştur. 2004-2010 kazı dönemlerinde su altında kalması muhtemel 31 alanda kazı çalışması gerçekleştirilmiş, bu süreçte bilinmeyen 76 taşınmaz kültür varlığı ortaya çıkarılarak kimlikleri tespit edilmiş, belgeleme, kısmi sağlamlaştırma ve fiziki korumaları yapılmıştır. Önceki dönem kazı alanlarının da temizlik ve çevre düzenlemeleri gerçekleştirilerek gezilebilir yerler haline getirilmiştir. Kazı alanları ve dışındaki anıtsal nitelikli kültür varlıklarının video çekimleri yapılarak görsel belgelemeleri sağlanmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca, Hasankeyf’te daha önceleri yapılan tüm bilimsel çalışmaların sonuçlarına ulaşmak amacıyla bir büro oluşturulmuştur. 2008 yılında da anıtsal nitelikli 11 yapının korunmasına yönelik proje ihalesi yapılmış, bazı projelerde uygulamaya geçilmiştir.”
Neler yapılmalı?
Barajın yapım sürecine paralel olarak yeni bir çalışma takvimi ve stratejisi belirlenmesi gerektiğini anlatan Prof. Dr. Uluçam, “Bilimsel Danışma Kurulu’na gerekli ve yeterli maddi destek sağlanarak araştırma yapmaları ve sonuca ulaşmaları sağlanmalıdır. Bu sonuca göre mimari yapıların taşınıp taşınamayacakları, varsa taşınabileceklerin hangileri olduğu belirlenerek Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıkları’nı Koruma Kurulu’na görüş sunulmalıdır” dedi.
Hasankeyf taşınmalı!
“Bugünkü Hasankeyf, acilen yeni yerleşim alanına taşınmalı, altındaki tarihi Hasankeyf’e ulaşacak arkeolojik kazılar için ortam hazırlanmalıdır” diyen Uluçam, konuşmasını şu önerilerle tamamladı:
“Kazı Başkanlığının koordinatörlüğünde, sondaj, kazı, belgeleme, koruma ve taşıma ekipleri oluşturulmalı, bu ekiplere her açıdan gerekli destek sağlanmalıdır. Kültür varlıklarının niteliklerine göre envanter ve belgeleme çalışmaları tamamlanmalıdır. Barajdan etkilenmeyecek kültür varlıkları hızla restore edilmelidir. Kültürel Mirasın korunması ve turizm işletmeciliği konusunda Hasankeyf halkını bilinçlendirmek amacıyla, Batman Üniversitesi’ne bağlı olarak Yeni Hasankeyf’te kurulması planlanan Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokulu ve uygulama oteli bir an önce gerçekleştirilmelidir. Tarihi ören yerini tek elden yöneterek korumak ve sağlıklı bir turizm hizmeti sunmak açısından, Hasankeyf’i bir kuruma tahsis ederek yetki ve sorumluluk verilmelidir.”
Konferanstan sonra Güzel Sanatlar Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Hamza Gündoğdu, Prof. Dr. Abdüsselam Uluçam’a teşekkür etti ve bir onurluk takdim etti.
BASIN DANIŞMANLIĞI